Adım Adım Gülru...

27/6/2009 · Kategori: Anneliğe Dair...

Bir süredir  tutunmadan ayakta durma çabaları bugün iki koltuk arasında yürümeyi başarmayla nihayetlendi.Allahım o nasıl bir mutluluk.Minicik şey güzel bir şey yaptığını farkedip bir de kendini alkışlıyor. Gülru'nun peşinde dolanmaktan geldiğim halleri yazmam yakındır. Dört aylık diş çıkarmış,on aylıkken yürümüş anne olarak kızımdan da bu beklenirdi:)Bu arada  en başından itibaren hiç müdahale etmedim ona.Ne tek elinden tuttum ne de cesaretini kırdım.Koltukların kenarında dolanırken de tutunmadan ayakta durmaya çalışırkende karışmadım.Heyecanla seyrettim  minik cesur yüreğin bu hallerini.Şimdi oyuncaklarla oynayışı,annane seni nereye götürdü kızıma hemen addi diye cevap verişi,alkışlaması,çığlıkları herşeyi kaydetmeliyim duygusu uyandırıyor bende.Kaydedeyim ki büyüdüğünde anlatayım ona.
Bir tek her buldugunu ağzına götürüşüne çare bulamadım.Herşeyi bu yolla tanıyor biliyorum ama arkamı döndüğüm an yerden buldugu bir ipi çok sevdiği yemeği yer gibi çiğneyişi yok mu ne yapacağımı şaşırıyorum.Ziyadesiyle dokunsal olacak sanırım minik kızım.
Bu arada neyseki yalnızca benim yanımda ve kucağımda olma durumlarını terk ettik.Artık bir süre vakit geçirdiği herkesle oyun oynayabiliyor,gülebiliyor.Uykusu geldiği zamanları ve acıktığı zamanları istisna tutuyorum tabi...
Ben her defasında bir sonraki hamleyi düşünen meraklı bir anneyim.Dilerim bu meraklı ve istekli hallerim bu satırları okuyan birine de "an"lara eşlik etme hevesi verir.Babamın ben doğduğumda bir defter arasında sakladığı takvim yaprağını gördüğümdeki sevincimi düşünüyorum da herkes kendi çocuğuna bu sevinci kolaylıkla yaşatabilir.İnş.benim kızımda anılarıyla buluştugunda aynı sevinci yaşar.


Hadi hadi...

26/6/2009 · Kategori: Anneliğe Dair...

Minik kızım 21 Haziran itibariyle on aylık oldu.Birlikte çok keyifli zamanlar geçiriyoruz.Gezmeye bayılıyor.Kimin kucağına giderse  hadi addi diye gezme isteğini belirtiyor.En yakın arkadaşı mutfaktaki damacana.:)Her boş bıraktıgımız an soluğu damacananın yanında alıyor.Damacanayla bu güzel dostluğuna rağmen yıkanmaktan inanılmaz korkuyor.Doğdugundan beri hiç ağlamayan küçük kız şimdi küveti gördüğü an koşarak uzaklaşıyor mekandan.Ben en çok hadi hadi cümlesiyle anlatmak istediği herşeyi anlatışına bayılıyorum.Onca çok kelime bilmeye gerek yokmuş aslında:)

sevdiği bir yemekten vermemi mi istiyor;hadi hadi

Uyurken ona ninni söylemememi istiyor;hadi hadi

Gezmek mi istiyor ; hadi hadi

Susadı mı ;hadi abu

Oyuncağıyla oynamamızı mı istiyor; hadi hadi

Baba anne dede demesine rağmen minik kuzu uzatmak istemiyor meseleyi hadi hadi diyor anlatıyor derdini...:)inş.büyüdükçe daha da çok anlarız birbirimizi...

Bu arada okumaktan büyük bir haz aldığım Elif Şafak'ın Aşk kitabından da bahsetmeden geçemeyeceğim.Aşk'ı okurken keşke böyle yazabilsem dedim bir kez daha.Kitaba ilişkin pek çok övgü okumuşsunuzdur. Herkes okuyor ben okumayayım diyenlerdenseniz bu kitap için bu kuralınızı hemen yıkın.Zira ertelenmeye gelmeyecek kadar güzel,benden söylemesi...



Anne-kız etkinliği:)

17/6/2009 · Kategori: Anneliğe Dair...

"Ey oğulcuğum! Doğrusu ben uykuda iken seni boğazladığımı görüyorum, bir düşün, ne dersin?" dedi. "Ey babacığım! Ne ile emrolundunsa yap, Allah dilerse, sabredenlerden olduğumu göreceksin" dedi.( saffat suresi 102)

Geçtiğimiz pazartesi minik kızımla birlikte Mine İzgi'nin aile içi iletişim konulu seminerine gittik.Gülru seminerin ilk yarım saatinden sonra uykuya teslim oldu.Anne karnında Mine Hanım'ın sesine alışık olduğundan herhalde:)Oldukça hoş geçen seminer üstte yazdığım bu ayetle başladı.Aslında Mine Hanım'ın herkes için yaptıgı dua ile başladı demek daha doğru.Çocuklarımız için dua etmemiz gerektiğini belirtmek için.

Saffat Suresi 102.ayet anne-baba ve çocuk ileişkisinde bize tüyolar veriyor dedi Mine Hanım.
Hz.İbrahim'İn Hz.İsmail'e hitap şekli
Karşılıksız sevgi
İletişimi
Değer verme

GÜvenme
Disiplin
İstişare
başlıklarında bu ilişki biçimini maddeleyebiliriz.Çocuklarımızla konuşma şeklimiz,onlara sevgimizi her daim sunma biçimimiz,onlara fikirlerini sorarak değer vermemiz,söylediklerini ciddiye almamız,aile toplantıları yapmamız anne baba olarak çocuklarımıza doğru mesajlar verebilmemiz açısından önemli.Sanlattıklarımı Mine Hanım'dan dinlemeniz bu kısa özetten çok daha fazlasını öğretecektir.

Bu ara sağda gördüğünüz resim Mine İzgi'nin son kitabı.

"Genç Kıza Özel Mektuplar"
okumak ve kızına yaz hediyesi vermek isteyenlere duyrulur:)

hayata kök salmak

9/6/2009 · Kategori: mavi köşe

İnsan çocuk sahibi olunca hayata kök salmak istiyor...Bitimsiz olsun herşey,ölüm başkalarının başına gelen bir şey olsun istiyor.Yetmiş yaşlarında bir tanıdığımdan  ufak bir rahatsızlığından sonra "Öleceğim diye  çok korktum"cümlesini duyduktan sonra anladımki yaşlanmak ölüme yaklaşmak değil, hayata kopmaz bağlarla bağlanmakmış.

Geçtiğimiz yıl benim için çok önemli birine bebek beklediğim haberini vermek için telefon ettiğimde ölüm haberini almıştım.İçim çok yanmıştı.Bugün yine yolumun bir şekilde kesiştiği çok genç birinin ölüm haberini aldım.O ana kadar ölümün en son bir yıl önce içimi bu kadar yakan bir acı olduğunu farkettim.Benden oldukça uzak olmasını dilediğim bir acı.Uzak olması içinde pek çok nedenim var üstelik.Minikyavrum,eşim,annem,babam,kardeşlerim,dostlarım,yaşacaklarım,hayallerim...

Ne çok neden var değil mi yaşamak için?Her zaman olduğu gibi önce kendime sonra size sorayım bir kez daha peki ya ölmek için kaç nedenimiz var?

Biz Herşeyi

24/5/2009 · Kategori: mavi köşe

Bir kaç ay önce kutlu doğum içinbir dergi için yazmaya çalışmıştım bu yazıyı.Burdan da paylaşmak istedim.Efendimize Salat'u Selam'la...

                      BİZ HERŞEYİ "O"NDAN ÖĞRENİYORUZ

Zor zamanlardı. Dünya kederleri bir bir çökmüştü omzuma. Kurdugum ve duydugum hiç bir cümle avutmuyordu  beni. Kanayan yaralarım vardı. Kitap sayfaları ve insanlar üflesinler diye yaralarıma, medet umuyordum her birinden. Oysa 14 asır önce söylenen ne varsa bakmak lazımmış,bilemedim.Sonra bir kitabın arasından

“İnsan ne için yaratılmışsa ona o kolaylaştırılır.”hadis-i şerifi çıktı bahtıma. işte dedim istediğim bu,bana zor gelen ne varsa yaratılış gayeme ters oluşundanmış.Asıl yolculuk bundan sonraymış.

Güven duygumu kaybettiğim zamanlar  oldu. Çetin bir imtihanın arifesindeydik hepimiz. Ağzımızdan çıkanı eğip bükmek hayatın bir parçasıydı. Hep bu cümleyi hatırlattım kendime.Nasıl da güvenilmez,bir de namaz kılıyor diyenlerin sayısı çokken ,ağzımızdan çıkan her bir kelime bir senet değil mi bedeli ağır olan ? Başkaları gibi olmamak için unutmamam lazım.

“Müslüman elinden ve dilinden emin olunan kişidir.”

İnsanları çok iyi tanıdıgımı düşündüm geçmişte. Duygularım hiç değişmez,sevdiğim her kişi hayatımın her döneminde benimle olur sandım . Omzumda ve kalbimde yaralarım yoktu henüz. Güven en büyük sermayemdi. Neden böyle söyledi,neden böyle yaptının derdine düşerken büyüdükçe ,çok ve azın arasında gezinirken duygularım ,yolumu yine bir ışık ayınlattı;

“Sevdiğini ölçülü sev! Çünkü o,bir gün nefret ettiğin kişi olabilir.Nefret ettiğinden de ölçülü nefret et.Çünkü o, bir gün sevgili dostun olabilir.”

Galiba hepimiz yavaş yavaş bencilleşiyoruz.Herşeyin en iyisi benim olsun diyenlerimizin sayısı arttı.Kalbime soruyorum o da aynı cevabı veriyor.Ama Efendimiz yine yine uyarıyor,hizaya çekiyorum kalbimi...

Hiçbiriniz kendisi için istedigini (mü'min) kardesi için istemedikçe (gerçek) iman etmis olamaz.

En çok utanma duygusunun kaybetmemiş olanları sevdim.Utanma duygum asla beni terk etmesin istedim büyüdükçe.Çocukca masumiyet benimle kalsın,normalleşmesin hiç bir şey.Nasıl olsa kimse görmüyor duygusu sardıkça benlikleri,utanma perdeleri bir bir yırtıldı.Çözüm yine Resulden geldi; 

Insanlarin Peygamberlerden ögrenegeldikleri sözlerden biri de: “Utanmadiktan sonra diledigini yap!” sözüdür.

Nasıl mümin oluruz ,cevap “O”nda...Nasıl baba , nasıl anne,nasıl eş oluruz hepsi “O”nda.Ücreti veren miyiz cevap yine “O”nda..

Isçiye ücretini, (alninin) teri kurumadan veriniz.

Sevginizi nasıl gösterirsiniz.Ya da birini sevme nedeniniz nedir?Neden Allahsa eğer yine bir müjde var hepimize;Iman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de (gerçek anlamda) iman etmis olamazsiniz

“Verilmiş sadakan vardır.”Ne çok kullanmışızdır kimbilir bu sözü ömrümüzde. Bir ihtiyaç sahibinin giderilmiş hizmeti sevinç olarak dönmüş “an”ımıza.Nedir sadaka sorusunun cevabı yine “O”ndan;

(Mümin) kardesine tebessüm etmen sadakadir. Iyiligi emredip kötülükten sakindirman sadakadir. Yolunu kaybeden kimseye yol göstermen sadakadir. Yoldan tas, diken, kemik gibi seyleri kaldirip atman da senin için sadakadir.

En çok evliliği konuşuyoruz bugünlerde.Televizyondaki izdivaç programları evi,arabası ve maaşı olanların iyi bir eş olacağını öğütlüyor ruhumuza.Ruhlar yorgun,evlilikler virane.Oysa kulak kabartsak geçmişten gelen sese;

Kişi zevcesinin yüzüne baktığı vakit,zevcesi de onun yüzüne bakara Allah her ikisine de rahmet nazarıyla bakar.Keza erkek hanımının ellerini avucunun içine alınca o da zevcinin ellerini tutarsa parmaklarının arasından günahlar dökülür.

Şöyle durup ardıma baktığımda ner varsa çözümsüz, Efendimizin cümleleriyle kolaylaşıvermiş.Ardına bakanlar ve yaşamı “O”nunla kolaylaştıranlar bir kere daha anımsayacaktır Efendimizin güzel cümlelerini. Modern zamanlar sevdiklerimize dair unutmamamız gerekenleri cep telefonuna not ettiğimiz çağrılarla hatırlamamızı sağlıyor.Peki Efendimiz(s.a.v)’in doğum gününü bize ne hatırlatır. O’nun cümleleri bize neyi anlatır?

« Önceki | Sonraki »